bu mahalle bir denizkızı'na adanmak üzeredir..

nebukatnezar hallerdeyim.. dört bes çiğ yumurta , yarım kilo kıyma ve cam olmayan bi vazo fonda vaughan williams.. hepimiz aynı pisliğin lacivertleriyiz...
image
image
image
image
image
image
image
image
image
image

Zimna Wojna (2018)

~dir. Pawel Pawlikowski


Dipnot: beraber bankta otururken öylece susmak ve diğer tarafa geçmeyi beklemek..bu benim mutumdu..tevafuk işte, ama bu kadarı biraz ölümcül kaçıyor haydar..

Reblog1 ay önce with 42 not

Kadın doktorların hastanede topuklu ayakkabı giymesi;

bilgiyle hakimiyeti kuramadıklarında dolayısıyla otorite alanında yer edinemediklerinde, mahkemelerde kullanılan çekicin çıkardığı sesi belli frekanslarda taklit ederek, bilinçaltımıza yönlendirmesi teşebbüsü ve eylemi..

Kimden geldiği belli olmayan uzaktan gelen adım seslerinin dikkat toplayıcılığı sinemada çok kez kullanıldı..Klasik bir bilinmezlik paradoksu yaratılıp ; ses üzerinden ‘ben burdayım geliyorum..’ mesajı topuk seslerine yüklenir.. insan doğası gereği bilinmeyenden korkar filhakika bilinmeyenin yakınlarda bir yerlerde olmasından daha çok korkar..

Lakin bu korkunun her gün aynı tehditle ortaya çıkması gitgide kanıksanır..ve bir noktadan sonra o kişinin üzerimizdeki hakimiyetinin topuk sesleriyle değil de başka yetilerle oluşturması gerektiği anlaşılır..aynı tanrıya yaptığımız gibi..

Günümüz tanrı anlayışıyla, kadının bu davranışının benzeştiğini söylesek yanılmış olmayız..

Slavoj Ben

Dipnot:üzerime linç atın neden erkeklerin kundurasından bahsetmedin deyin..

Dipdipnot: hastanede sürekli yaşıyorum bu durumu o yüzden örnek böyle..erkek bir öğretmenin okulda nöbet tutarken kundurasından çıkaracağı ses de bu örnekleme dönüştürülebilir..

fikriyatlıdipnot: Asıl fikriyat; insan zihninin tanrıyı taklit etmesi ya da zihnindeki tanrı işleyişini günlük hayatına bile istemeden bilinçaltıyla uyarlaması..

sorgulamalıdipnot: dostoyevski ve nietzsche yoksa haklı mıydı.? tanrı düşünü insan zihninde planlanmış olabilir mi.? Tanrı ölü doğmuş olabilir mi.?

inançlıdipnot: inanç, dolayısıyla tanrı, insan zihninin acizliği ve yokolşuyla vardır..elbet vakti gelince insan utanacaktır..

Reblog1 ay önce with 8 not

“Hayatını saklayan kişi, güzel yaşamıştır..”

~Soren Kierkegaard

Reblog2 ay önce with 13 not

“Derin ruhlar, kendilerini topluma teslim etmezler, yalnızlıklarından ödün vermezler..”

~Soren Kierkegaard

Reblog2 ay önce with 10 not

“Amerika hala diktatörlükle yönetilen bir devlet değil, Trump da faşizmi getirmeyecek. Ancak bu büyük bir uyanış olabilir. Yeni siyasi süreçler tetiklenebilir.”

bu alıntı Slavoj Zizek’ten..

Tom Waits’in bu musıkiyi seslendirmesinde büyük pay sahibi Trump..velhasıl “her şerde bi hayır vardır..” hipotezi vuku buluyor..

aynı rönesans döneminin yaşanmasındaki kilise diktatörlüğünün katalizörlüğü gibi..

ya da iran hükümetinin şeriati öne sürerek aldığı kararların, çok yaratıcı metodlarla dayatma kuralları ve hükümeti eleştirebilen sanatçılar doğurması gibi..

Neyse afiyet olsun..

Reblog3 ay önce with 6 not

Bilimden çok siyasete,

Adaletten çok ekonomiye,

Eğitimden çok insan ilişkisine,

Etikten çok toplum ahlakına,

Yetkinlikten çok karizmaya,

Liyakatten çok adamcılığa,

Özgürlükten çok sindirmeye, korkuya

Kendinden çok yöneticilere

Proleteryadan çok burjuvaya

Emekten çok kurnazlığa,

Sükunetten çok bağırmaya,

İnsanımıza güvenmekten çok şüpheciliğe,

Demokrasiden çok çoğulculuğa,

Oligarşiden çok monarşiye,

Toplum karakterinden çok bir insan zihnine,

İnanmaktan çok dindarlığa,

Ölümden çok yaşamaya

Bel bağlayan insanların düşün sistemlerinde tutarlı tek bir yan olamaz. Ve bundan mütevellit hissiyat bakımından küntleşme, sığlaşma kaçınılmaz..—zihin yoksa duygulanım yok sayın okuyucu, bu böyledir..—şu dediklerimden sadece bir tanesine bu bel bağlayanlardan biri de benim diyorsan diğer öngörüler sinsice sende saklanmış ve diğer öngörülerdeki bel bağlayanlara da çanak tuttuğunu gösterir..

Modern felsefe buna kavram adı bile bulmuş post-truth diyorlar..insanların bir şekilde kümeleşip kendi kümelerini sorgusuz sualsiz savunmalarına diğer kümeleri alaşağı etmek için her türlü yola başvurmalarını içeriyor..birini seçiyorsunuz ve o seçtiğinizi yanlışlarıyla değil yanlışlarını bile seviyorsunuz..asla eleştiri kabul etmiyorsunuz..etseniz dahi sahte bir “ben özeleştirimi yapabilirim ki..” tavrıyla..yada; ama karşı görüşüm de şöyle haysiyetsiz diyerek, karşı görüşün üstüne basarak, kendi görüşünün hatalarını sıvayıp yücelterek..

Hadi selametle..

Reblog3 ay önce with 13 not

En sevdiğim muayene olan babinski refleksine adını veren Joseph Jules François Félix Babinski, anozognoziyi klinik olarak gözlemlerken; parkinson komplikasyonlarından öldüğünü öğrendim bu gün..işte hayat ve hatıratın tözü budur..

Reblog4 ay önce with 5 not

..

Yaşasın oblomovluk..yaşasın dipsiz kayıtsızlık..bundan alâ başkaldırı, bundan evla dikbaşlı özgürlük, bundan asil illegal isyan namümkün..

Reblog7 ay önce with 12 not
36

• Ivan’s Childhood 1962 ~ Andrei Tarkovsky

• Ahlat Ağacı 2018 ~ Nuri Bilge Ceylan

25

Ahlat Ağacı 2018 ~ Nuri Bilge Ceylan

Sahte bir telaşla adamın biri girdi içeri..

-hocam burnu kanıyor bunun sürekli..şu an kanamıyor da kanayınca böyle beş altı peçete doluyor..

Etrafa bakındım ilk an kimseyi göremedim..sonradan farkettim bilgisayarın arkasına gizlenmiş kabloları kurcalayan dört yaşlarında bir velet..

Muayenemi yaptım adama açıklama yaparken sürekli bölüp “ne gerekiyorsa yapalım..” diyor yine sahte bir önemsemeyle..

Bir an yine bu repliği tekrarlarken adam çocuğun başını okşamaya kalktı..adamın kolu dirsekten itibaren olmadığı için çocuğun seviyesine yetişemedi..bunu farkettiğimi görünce saklamaya kalktı sonradan vazgeçip göze sokarcasına evet kolum yok repliğini havaya sessizce salıp sustu..

“babası mısın sen bunun.?” diye iki defa sorduktan sonra başka bi adam girdi içeri..

Fenotipinden çocuğun babası olma ihtimali yüksek biri sorulara geç kalmışçasına telaşlıca cevapladı:

-benim babası..benim babası..

ve ekledi “ne gerekiyorsa yapalım hocam..”

Yine sahte bir ne gerekiyorsa yapalımdan sonra tekrarladım açıklamamı ve burnu kanarsa nasıl hareket edilmesi gerektiğini..hasta ve yakınlarına yavaştan yollarken çocuğun babası:

-sigara içtiğinden kaynaklı olabilir mi hocam.?

Ben içimden heralde annesi içiyor evde onu kastetti derken..adam ekledi..

-Hocam ben otuzbeş yıldır ağzıma sürmedim bu sürekli içiyor..

Odadaki herkes hiç ilgilenmemiş olanlar bile kafayı kaldırıp şaşa kaldı..iki adam ve çocuk hariç..hatta bu replikten sonra çocuğun suratındaki sırıtış tavan yaptı..

-nasıl veriyorsunuz sigarayı el kadar çocuğa..

-hocam yerden buluyor içiyor vallahi..burun kanaması bu yüzden mi..

-burun kanaması da sigara içmesi de sizin yüzünüzden dedim..

Tam adam savunmaya ve inkara kalkacakken sıradaki hastayı çağırıp devam eden şaşkınlığımı diğer hastayla oyalanarak geçirmeye çalıştım..

Dört yaşında sigara içen, on yaşında ne içer, on beş yaşında kime tecavüz eder, kimi öldürmeye kalkar diyen iç sesimin sorusuna maruz kaldım..ve pencereden dışarı baktım..

Çocuğun babası sigara yaktı bi kere çekti ardından, kolu sakat adama verdi o da bir kere çekti sonra dört yaşındaki çocuğa verdi sigarayı..çocuk sigarayı ustaca parmaklarının arasına aldı tüttürdü ve yürümeye başlayacakları sıra kolu sakat adam daha önce yetişmeye kalkıp yetişemediği çocuğun kafasına eğilip sakat koluyla bir tokat indirdi..çocuk aceleyle sigaradan bir fırt daha alıp sigarayı adamın sağlam koluna doğru uzattı..hastane yokuşundan yavaşça yürüyüp gittiler..

Reblog7 ay önce with 12 not
17

Alın size yaşamak için sebep..ama bana gelmez..peki, neden filmi kısa metraj çekip terketmiyoruz cosmosu.?
Sanırım biz, hayatı nezaketen yaşayan insanlardanız..

Bi düşünün..Ya Nietzsche ile Kierkegaard tanışmış olsaydı..cosmos, karnaval alanında yapılan toplu katliama dönmez miydi.? Ölüm marşı majörden çalmaz mıydı.? Ne bileyim bizim gibi Allah’ın falsolu kulları için tutunacak bir dal olurdu..öyle işte..

Dipnot: aynı dönemde yaşayıp birbirlerini bilmemelerini kabullenemiyorum haydar..

Reblog11 ay önce with 11 not
image

Mete Atatüre (Professor of Physics at University of Cambridge)

… …

Bunu geçenlerde gördüm.. Cambridge’de fizik profesörü olan Mete Atatüre hocamızın paylaşımı..Viyana’daki Erwin Schrödinger Enstitü’nün tuvaletleri..ve o bir karatahta..

Herkes bilimdeki konumunu bu fotoğrafa bakıp anlamlandırabilir..Türkiye’deki bilim kültürüne göre bu fotoğraf “türkün aklına ya …ken ya …ken gelir..” olarak yorumlanacaktır..durum bu kadar basit bir fizyolojiyle açıklanmalı mı bilmiyorum..
Yoksa bu fotoğrafa bakınca en kıymetli şeyin zaman olduğu ve bu kıymetin bilime harcanması gerektiği mi çıkarılmalı..

İroni olsun diye yazmadım bunları..bir tuvalet fotoğrafından toplumumuzun bilinçaltındaki bilim kültürü çıkarsanabilir mi..bence evet..filhakika fark o kadar derin ki tuvaletlerin görüntüsünden bile bilimsel anlayıştaki uçurum kendini belli ediyor..

Dipnot: slavoj zizek tuvaletler üzerinden psikanaliz yapınca vaauuv, ben yapınca saçmamamalmış..

Dipdipnot: slavoj zizek tuvalet ritüelleri üzerine..hedele..

Reblog11 ay önce with 20 not

“Cahil bir toplum, özgür bırakılıp kendine seçim hakkı verilse dahi, hiçbir zaman özgür bir seçim yapamaz..Sadece seçim yaptığını zanneder..Cahil toplumla seçim yapmak, okuma yazma bilmeyen adama hangi kitabı okuyacağını sormak kadar ahmaklıktır.! Böyle bir seçimle iktidara gelenler, düzenledikleri tiyatro ile halkın egemenliğini çalan zalim ve madrabaz hainlerdir..”

Friedrich Wilhelm Nietzsche

Reblog11 ay önce with 8 not